Cammu Keşmir’deki saldırının ardından Hindistan, ilk kez ihtilafsız Pakistan bölgelerini vurdu. Saldırılarda siviller hayatını kaybetti, Pakistan’dan “savaş ilanı” tepkisi geldi. Güney Asya’da yeni bir çatışma kapıda olabilir.
Hindistan ile Pakistan arasında yeni bir kriz, Cammu Keşmir’in Hindistan kontrolündeki Pahalgam bölgesinde yaşanan trajik bir olayla başladı. Turistlere yönelik saldırıda 26 kişinin hayatını kaybetmesi, Yeni Delhi yönetiminin suçlamalarını yeniden İslamabad’a yöneltmesine neden oldu. Pakistan ise iddiaları reddederek olayla hiçbir ilgisinin bulunmadığını vurguladı ve bağımsız uluslararası bir soruşturma önerdi. Hindistan bu teklifi geri çevirerek gerilimi tırmandırmayı tercih etti.
Yeni Delhi’nin saldırıyla ilgili Pakistan’a bağlayıcı herhangi bir somut delil sunmaması dikkat çekerken, İslamabad terörle mücadeledeki kararlılığını yineledi. Pakistan, kendisinin de birçok saldırının hedefi olduğunu ve bu saldırıların bazılarının Hindistan istihbaratına dayandığını belirtti.
Pakistan yönetimi ayrıca, Hindistan’ın terörizm söylemini Cammu Keşmir’deki sistematik insan hakları ihlallerini gizlemek için kullandığını öne sürdü. Bölgede 700 binden fazla Hint askeri bulunuyor ve bu da Keşmir’i dünyanın en yoğun askerî bölgesi haline getiriyor. Gösterilerin bastırılması, keyfi gözaltılar, kadınlara yönelik aşağılama ve çocuklara karşı şiddet, günlük yaşamın parçası haline geldi.
54 yıl sonra bir ilk: Hindistan, ihtilafsız Pakistan toprağını vurdu
Hindistan dün gece itibarıyla söylemden eyleme geçti. Hindistan Hava Kuvvetleri, Pakistan içindeki çeşitli noktalara hava saldırısı düzenledi. Bu hedefler arasında 1947 yılındaki bölünmeden bu yana statüsü tartışma konusu olmayan Pencap Eyaleti’ndeki şehirler de yer aldı. Bu, Hindistan’ın 1971’deki savaşın ardından ilk kez ihtilafsız bir Pakistan toprağını doğrudan vurması anlamına geliyor.
Yeni Delhi, saldırıları “terör kamplarını hedef aldık” diyerek meşrulaştırmaya çalışırken, Pakistan kaynaklarına göre saldırılarda ikisi çocuk olmak üzere yedi ila sekiz kişi hayatını kaybetti. İslamabad, sivil can kayıplarına neden olan bu saldırıyı “egemenliğe açık bir saldırı” ve “savaş ilanı” olarak nitelendirdi. Ayrıca kullanılan mühimmatın kitle imha silahlarını andırdığı ve sivil havacılığı tehdit ettiği belirtildi.
Pakistan’dan net mesaj: “Karşılık verilecek”
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Hindistan’ın bu “hain saldırısına” sessiz kalınmayacağını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Düşman, Pakistan’ın beş farklı noktasına alçakça saldırılar düzenledi. Bu saldırılar cevapsız kalmayacak. Pakistan, bu sebepsiz saldırıya kararlı şekilde karşılık verme hakkını saklı tutmaktadır. Ordumuzun yanındayız, moralimiz ve kararlılığımız yüksek. Halkımız her türlü tehdide karşı mücadele etmeye hazır.”
Açıklamanın ardından Pakistan Silahlı Kuvvetleri, Keşmir’deki Kontrol Hattı’na yakın bazı Hint askeri hedeflerini vurdu. Geo TV, bir Hint tugay karargâhının ve bir askeri üssün imha edildiğini bildirdi. Pakistan ordusu ayrıca beş Hindistan savaş uçağını — üç Rafale, bir Su-30MKI ve bir MiG-29 — düşürdüklerini açıkladı. Hindistan’dan henüz bir teyit ya da yalanlama gelmedi.
Öte yandan, Hindistan’ın Bahavalpur kentindeki bir medreseye düzenlediği hava saldırısında en az 20 kişi yaralandı. Kentteki tüm hastanelerde acil durum ilan edildi.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın 51. maddesine atıfla, ülkenin meşru müdafaa hakkını saklı tuttuğunu belirtti.
Uluslararası çağrılar ve jeopolitik yankılar
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, taraflara derhal itidal çağrısı yaparak, “Dünya, Hindistan ve Pakistan arasında bir askeri çatışmayı göze alamaz” dedi.
ABD Başkanı Donald Trump ise yaşananları “utanç verici” olarak değerlendirdi ve Yeni Delhi’nin politikalarına dair endişelerin Washington’da da artmaya başladığını gösterdi.
İslamabad’da sabah saatlerinde toplanan Ulusal Güvenlik Kurulu, olası askeri ve diplomatik adımları masaya yatırdı.
Hindistan’ın saldırısı rastlantı değil, stratejik bir hamle
Uzmanlara göre Hindistan’ın Pencap’a yönelik saldırısı ani bir karar değil, uluslararası kamuoyunda “mağdur” rolüyle destek bulma stratejisinin bir parçası. Bu saldırı aynı zamanda Hindistan’ın nereye kadar ileri gidebileceğini test etme girişimi olarak görülüyor.
Pakistan ise itidalli duruşunu korurken, egemenliğin pazarlık konusu olmadığını ve benzer bir saldırının daha sert bir karşılık bulacağını net biçimde ilan etti.
Yaşananlar, sadece sınır hattındaki bir çatışma değil; Güney Asya’daki hassas dengelere karşı doğrudan bir meydan okuma. Eğer uluslararası toplum etkili bir karşılık vermezse, bölge çok daha büyük bir savaşın eşiğine gelebilir.
Unutulmamalı ki, nehirlerin sınırı yoktur. Ama savaşın vardır. Ve bu savaşın sorumluluğu, ilk kurşunu sıkanın olacaktır. (Caliber.Az – Samir Veliyev)