Karabağ klanının temsilcileri Ermenistan’da yeniden gündemde. Eski Dışişleri Bakanı Vartan Oskanyan’ın tartışmalı açıklamalarının ardından bu kez eski Savunma Bakanı ve “Ermenistan” parlamento grubunun lideri Seyran Ohanyan, kamuoyunun karşısına çıktı.
Yürümekte zorlanan Ohanyan, Karabağ Savaşı’nın sorumluluğunu mevcut Ermenistan hükümetine yükleyerek, diplomasideki kazanımların yok edildiğini ve Azerbaycan’a karşı bir zayıflık görüntüsü verildiğini öne sürdü. Ohanyan’a göre Başbakan Nikol Paşinyan’ın yönetimi, 30 yıllık müzakere sürecinde biriken tüm diplomatik temeli yıktı ve AGİT Minsk Grubu’nun eşbaşkan ülkelerinin çabalarını da boşa çıkardı.
Ancak bu iddialar, Karabağ klanının gerçek dışı anlatılarının bir devamı olarak değerlendiriliyor. Daha önceki analizlerde de belirtildiği gibi, söz konusu “diplomatik miras”tan bahsetmek abartılı bir yorum. Azerbaycan, toprak bütünlüğünü tanımayan hiçbir planı kabul etmedi. Üstelik Karabağ’daki Ermeni nüfusa Azerbaycan içinde en yüksek düzeyde özerklik teklif edilmişti; bu da Erivan tarafından yıllarca reddedildi.
Birikmiş olan tek şey, Bakü’nün sabrının tükenmesi ve sorunun çözümünün ancak askeri yollarla mümkün olacağına dair inancıydı. Bu inanç, yıllar içinde modernize edilen Azerbaycan ordusunun sahadaki başarısıyla birleşince, adaletin yeniden tesisini sağladı.
Ohanyan, ayrıca 2020 yazında Tovuz yönündeki olaylara (Tavuş provokasyonu) atıfta bulunarak, Ermenistan yönetiminin sınırda gerilimi kasten tırmandırdığını ve bu tutumun Bakü’nün savaş seçeneğine yönelmesine neden olduğunu ileri sürdü. Ancak gerçekler bu anlatımı da çürütüyor. Azerbaycan’ın bu yöndeki ilk askeri yoklaması, 2016 Nisan’ındaki dört günlük savaşla başlamıştı. O dönemde Ermenistan’da Karabağ klanının temsilcisi Serj Sarkisyan iktidardaydı.
Savaşın gidişatına dair yorum yapan Ohanyan, “Siyasi irade ve doğru örgütlenmeyle dağlık ve ormanlık bölgelerde düşmanın ilerleyişi durdurulabilirdi,” dese de, bu açıklama da oldukça ironik. Zira, “aşılmaz savunma hattı” olarak lanse edilen hat, bizzat Ohanyan’ın adıyla anılıyordu. Ancak bu hattın büyük kısmı dağlık değil, düz arazilerden geçiyordu ve Azerbaycan ordusu birçok noktadan bu hattı kolaylıkla aştı.
Eğer Ohanyan, dağlık ormanlık bölgelerden bahsetmek istiyorsa, Azerbaycan ordusunun bu bölgelerdeki zaferlerinin de askeri beceri ve kahramanlık sayesinde kazanıldığını hatırlatmak gerekir. Üstelik bu tür bölgelerdeki ilk ilerleme 2016 Nisan’ında Lala-Tepe’de yaşanmış, o zaman da yine Karabağ klanı iktidardaydı.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Kasım 2020’de yaptığı şu açıklama, Karabağ klanının iddialarını bir kez daha çürütüyor:
“Koçaryan-Sarkisyan ordusunu yok ettik. Topraklarımızı mahveden onlardı. Bu kez Karabağ’a burunlarını bile sokamadılar. Sahte kahramanlık madalyalarınızı çöpe atın! Paşinyan bir hiçtir. Koçaryan ve Sarkisyan – Hocalı katliamının sorumluları – sizi yendik, ordunuzu yok ettik.”
Aliyev’in bu sözlerini Ermeni toplumuna daha sık hatırlatmak, Karabağ klanının söylemlerinin gerçeklikten ne kadar uzak olduğunu göstermek açısından önem taşıyor.
Bu olay, sadece geçmişin muhasebesi değil; Ermenistan’da hangi aktörlerin hâlâ yanlış yönlendirmelere başvurduğunu da ortaya koyuyor.