Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hikmet Hacıyev’den Hospodárske Noviny’e özel açıklamalar
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve Dış Politika Meseleleri Dairesi Başkanı Hikmet Hacıyev, Hospodárske Noviny’ye verdiği özel röportajda, Bakü’nün enerji, Ermenistan ile barış ve küresel gerilimler ortamında dengeli diplomasiye dair stratejik vizyonunu anlattı. Avrupa’ya gaz tedarikinin artırılmasından Güney Kafkasya’daki çatışma sonrası istikrara kadar, Hacıyev Azerbaycan’ın karmaşık jeopolitik ortamda nasıl ilerlediğini ve pragmatik, ortaklığa dayalı politikalar izlediğini aktardı.
– Azerbaycan, Kafkasya’da giderek daha önemli bir aktör hâline geliyor. Orta Avrupa, dış politikanızda nasıl bir rol oynuyor?
– Orta ve Doğu Avrupa ülkelerini geleneksel dost ve ortaklarımız olarak görüyoruz. Özellikle Çekya ve Slovakya gibi ülkelerle tarihsel olarak kurduğumuz bağlarımız ve dostane ilişkilerimiz var. Haziran ayında Prag’daki Globsec Güvenlik Konferansı’na katılma fırsatı bulduğum için ayrıca memnunum. Bazen diplomatik bir nezaketle ve biraz da espriyle, Slovak ve Çek dostlarımızla diyalog kurmanın bizim için kolay olduğunu söylüyoruz çünkü birbirimizi çok iyi anlıyoruz. Pek çok ortak yönümüz var; benzer zorluklarla karşı karşıyayız. Bu açıdan bakıldığında, sizin bizim için önemli ortaklar olduğunuz ve Avrupa Birliği ile diğer uluslararası kurumlara mesajlarımızı sizin aracılığınızla iletebildiğimiz açıktır. Tüm bu unsurlar göz önüne alındığında, Orta Avrupa ülkeleri bizim güvenilir ortaklarımızdır.
– Geçtiğimiz yıl Mayıs ayında Slovakya Başbakanı Robert Fico, çoğunluğu enerji ve savunma sektörlerinden 40’tan fazla girişimciden oluşan bir heyetle birlikte Bakü’yü ziyaret etti. Enerji, Azerbaycan ile örneğin Slovakya arasındaki iş birliğinin ana alanı mı?
– Kesinlikle öyle. Sonuçta enerji sayesinde Slovakya ve diğer ülkelerle çok iyi ilişkiler kurduk. Ancak şunu da vurgulamak isterim ki, ilişkilerimiz tarihsel temellere dayanıyor. Aramızda her zaman birçok insani ve siyasi bağ oldu. Bu geleneksel temel üzerine, ekonomik ve ticari ilişkileri aktif şekilde geliştiriyoruz. Enerji ise Azerbaycan’ın Avrupa Birliği ülkeleriyle iş birliğinin kilit unsurlarından biri.
– Enerji sektöründeki iş birliği şu an nasıl ilerliyor?
– Azerbaycan gazı Avrupa pazarına Trans Adriyatik Boru Hattı (TAP) üzerinden ulaştırılıyor. Şu anda Azerbaycan, doğrudan sekiz Avrupa ülkesine gaz tedarik ediyor ve toplamda 12 Avrupa ülkesi bu gazdan faydalanıyor. Güvenilir bir ortak olduğumuzu defalarca kanıtladık. Üstelik gaz ve enerji sektöründeki iş birliği tamamen siyasi etkilerden uzak; bu tamamen ticari bir konu. Elbette ortaklarımızın enerji güvenliğiyle yakından ilgileniyoruz.
– Enerji güvenliği, mevcut küresel siyasi durumla yakından ilişkili. Özellikle 2022 Şubat’ında başlayan Rusya-Ukrayna savaşından bu yana, bu alandaki iş birliği arttı mı?
– Hiç şüphesiz. 2022’de Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen Azerbaycan’ı ziyaret etti. Bu ziyaret, Rusya-Ukrayna savaşının patlak vermesinden hemen sonra gerçekleşti. O dönemde Avrupa Birliği’nin yeni bir enerji kaynağına acil ihtiyacı vardı. Azerbaycan bu ihtiyacın karşılanmasında kilit rol oynadı. Avrupa’nın gerekli gaz tedarikini sağladık. Başbakan Fico’nun Bakü ziyareti de bu çerçevede gerçekleşti.
– Slovakya’nın enerji işinize daha fazla dahil olmasını ister misiniz?
– Bildiğim kadarıyla Slovakya halihazırda bir miktar Azerbaycan gazı satın aldı. İş birliğini genişletmeye ve gaz tedarikini artırmaya kesinlikle hazırız. Ancak bunun için öncelikle Avrupa Birliği ile altyapı başta olmak üzere daha üst düzey bir etkileşim gereklidir. Hazar Denizi’nde büyük doğalgaz rezervlerimiz var; ancak Trans Adriyatik Boru Hattı ve Güney Gaz Koridoru’nun kapasitesi şu anda tamamen dolu. Bu altyapının teknik olarak genişletilmesi gerekiyor. Öte yandan, Avrupa’nın da bu gaza ihtiyacı var. Bu nedenle her iki tarafın da bu meseleye gerçekçi yaklaşması son derece önemli.
– Bu konuda ne yapmayı planlıyorsunuz?
– Mevcut küresel durumu göz önünde bulundurarak, AB ile imzaladığımız Mutabakat Zaptı temelinde yeni bir stratejik enerji iş birliği kurmak istiyoruz. Ancak bunun mümkün olabilmesi için uzun vadeli sözleşmeler gerekiyor. Şu anda top Avrupa Birliği’nin sahasında. Biz sadece yanıtlarını bekliyoruz.
– Azerbaycan gazı, uzun vadede Rus gazının yerini alabilir mi?
– Bu hiçbir zaman bizim amacımız olmadı. Tüketici rekabetine girmedik. Bizim her zaman hedefimiz karşılıklı fayda sağlayacak iş birlikleri kurmaktır. Ayrıca, doğru hatırlıyorsam Rusya’nın Avrupa’ya tedarik ettiği yıllık gaz miktarı 100 milyar metreküpü aşıyor. Biz Rusya ile enerji rekabeti içinde değiliz; gerçekliğimiz tamamen farklı. Kendi kapasitemiz var ve inanıyorum ki Azerbaycan gazı sayesinde Avrupa Birliği, doğu kanadındaki enerji güvenliği baskısını azaltabilir.
– Slovakya diplomasiyi “dört yöne” birden yürüten bir ülke. Azerbaycan ise Rusya, Türkiye ve İran gibi güçlü aktörlerin bulunduğu bir bölgede. Siz de tüm bu ülkelerle iyi ilişkileri korumaya mı çalışıyorsunuz?
– Politikada çok sık önyargı ve kalıplarla karşılaşırız. Slovakya ile Azerbaycan benzer ölçekte ülkeler. Böyle bir coğrafi konumda, çevrenizde sizden çok farklı ülkeler varsa, farklı iş birliği modelleri aramak ülkenizin yararınadır. Azerbaycan da bu anlayışla dış politikasını yürütüyor.
– Bunu biraz daha açar mısınız?
– Bir yanda komşumuz olan Rusya ile tamamen normal ilişkiler sürdürmeye çalışıyoruz. Diğer yanda ise İran var, onunla da iyi komşuluk ilişkileri kurmaya gayret ediyoruz. İsrail ve Çin ile de ilişkilerimiz iyi. ABD ile de verimli bir diyalog geliştiriyoruz. Bizim için mesele kimseyi dışlamak değil, tam aksine dahil olmaktır — mevcut iş birliği alanlarına entegre olmaktır. Bir ülkeyle olan ikili ilişkilerimizin başka formatlardaki iş birliklerini dışlamaması gerektiğine inanıyoruz.
– İran geleneksel ortağınız ama İsrail’le de iyi ilişkileriniz var. Bu iki ülke arasında son dönemde yaşanan çatışmada Azerbaycan tarafsız mı kaldı?
– Son dönemde güvenlik durumunun kötüleşmesi bizde ciddi bir endişe yarattı. Bu tür gerilimler ne bizim ne de başkalarının çıkarınadır. Aksine, bölgesel güvenlik ve istikrarı ciddi şekilde tehlikeye atar. Özellikle yakın coğrafyamızda yaşandığı için bizi daha da kaygılandırıyor. Defalarca ve kararlılıkla taraflara, saldırganlık ve düşmanlık eylemlerini derhal durdurmaları için diyalog da dahil olmak üzere tüm diplomatik araçların kullanılmasını çağırdık. Bu konu bizim açımızdan öncelikle sivillerin güvenliği meselesidir. Sivil kayıplardaki ciddi artıştan dolayı derin endişe duyuyoruz. Bu bizim için kesinlikle kabul edilemez bir durum.