Azerbaycan’ın Çin ile imzaladığı genişletilmiş stratejik iş birliği bildirisi, küresel siyaset sahnesinde önemli bir gelişme olarak dikkat çekiyor. Uluslararası analistler ve siyasi gözlemciler, bu adımı Azerbaycan’ın Avrupa ile Orta Asya arasında bir stratejik köprü olma hedefinin somut bir göstergesi olarak değerlendiriyor.

Özellikle Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ın son Azerbaycan ziyareti, bu süreçte Bakü’nün Avrupa için artan jeopolitik önemine işaret etti. Uzmanlar, Azerbaycan’ın hem Batı hem de Doğu ile dengeli ilişkiler kurarak çok yönlü bir dış politika yürüttüğünü vurguluyor.

Rus siyaset bilimci Dmitriy Gradov, Bakü’nün bu süreçte sergilediği ustaca çok yönlü diplomasiyi ön plana çıkardı. Gradov, “Azerbaycan, enerji temelli ilişkilerle Batı ile yakın iş birliği yaparken, eş zamanlı olarak Moskova, Ankara, Tel Aviv ve Orta Asya ülkeleriyle de güçlü bağlar kuruyor. Bu yaklaşım, Azerbaycan’ı Avrasya’nın birçok bölgesinde etkili bir güç merkezi haline getiriyor,” ifadelerini kullandı.
Gradov ayrıca, Azerbaycan’ın klasik anlamda hiçbir siyasi blok içerisinde yer almadığını belirterek, “Bakü’nün asıl gücü, dış politikada dengeli ve çok katmanlı bir yapı kurabilme yeteneğinden geliyor” dedi.

Benzer şekilde, Belaruslu siyaset bilimci ve ekonomist Sergey Tomits de Azerbaycan’ın artan uluslararası rolünü olumlu değerlendirdi. Tomits, Bakü’nün Orta Koridor ve ona dikey olarak işleyen Kuzey-Güney Koridoru ekseninde oluşan yeni ticaret ve lojistik hatlarının “doğal moderatörü” haline geldiğini söyledi.
Tomits, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Pekin’deki temaslarının, Çin’in Azerbaycan ile iş birliğine verdiği önemi açık bir şekilde gösterdiğini vurguladı. Ayrıca Azerbaycan’ın, bu stratejik avantajları kullanarak küresel düzeyde barışçıl ve dengeli siyasi-ekonomik iş birliği ağları kurmaya hazırlandığını belirtti.