1. Haberler
  2. Analiz
  3. Azerbaycan-İsrail-ABD: Kafkaslar ve Orta Doğu’da İstikrar İçin İttifak

Azerbaycan-İsrail-ABD: Kafkaslar ve Orta Doğu’da İstikrar İçin İttifak

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Donald Trump’un ABD seçimlerindeki zaferinin hemen ardından, İsrail’in Bar-Ilan Üniversitesi’nden uzmanlar, Azerbaycan-İsrail ilişkileri bağlamında Bakü’nün rolünü ve Azerbaycan-İsrail-ABD üçgenindeki temasların geliştirilme olasılıklarını analiz eden bir çalışma yayınladı. Bugün, Azerbaycan İsrail ile kalıcı ve kapsamlı ortaklık ilişkileri sürdüren tek Müslüman ülke konumunda. Bakü, İslam dünyasında İsrail’in stratejik müttefiki olurken aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri ile dostane ilişkilerini koruyor ve Rusya ile İran’a sınır komşusu.

Dünya çapında okul ders kitaplarını ve müfredatlarını inceleyen Britanya merkezli kâr amacı gütmeyen kuruluş IMPACT-se’nin (Institute for Monitoring Peace and Cultural Tolerance in School Education) son raporuna göre, Azerbaycan antisemitizmin tanımını eğitim materyallerine dahil eden ilk Müslüman ülke oldu.

Azerbaycan, 30 yıldır İsrail’in enerji güvenliğinin garantörü konumunda. 2024 yılında, Gazze ve Güney Lübnan’daki savaş sırasında İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) kesintisiz yakıt tedarikine ihtiyacı olduğu dönemde, Bakü İsrail’e petrol ihracatını %55 artırdı.

Aynı zamanda Azerbaycan, İsrail savunma sanayii ürünlerinin en büyük ithalatçısı konumunda. Bu ticaret, İsrail bütçesine milyarlarca dolar kazandırarak istihdam yaratıyor ve savunma sektöründeki bilimsel araştırmaları finanse ediyor.

İsrail’deki tüm büyük siyasi fraksiyonların temsilcileri, Azerbaycan’ın özel rolünü kabul ediyor—ki bu, İsrail siyasetinde nadir rastlanan bir durum.

Donald Trump’ın ABD’de iktidara gelmesinin ardından, Azerbaycan’ın hem İsrail hem de ABD’nin stratejik çıkarları açısından önemi daha da arttı. Bu durum, Washington’un yeni dış politika yaklaşımındaki temel eğilimlerle örtüşüyor ve Azerbaycan’ın sunduğu fırsatların en üst düzeyde değerlendirilmesini amaçlıyor.

Trump, ABD’nin savunma harcamalarını azaltmak için müttefikleri arasındaki bölgesel ittifakları güçlendirme stratejisini benimsedi. Bu bağlamda, İsrail ve Azerbaycan arasındaki askeri-stratejik ortaklık örnek bir model teşkil ediyor ve ikili savunma projelerinin entegrasyonu ile daha da güçlendirilebilir.

Bakü, ABD’nin “Genişletilmiş Orta Doğu” planlarında da kritik bir rol oynuyor ve İsrail’in Körfez monarşileri ve diğer Müslüman ülkelerle yakınlaşmasına katkı sağlıyor. Örneğin, Azerbaycan 2008’den bu yana Türkiye ile İsrail arasında gayriresmî bir iletişim kanalı görevi görüyor.

Ayrıca, Bakü ve Tel Aviv, ABD-Rusya ilişkilerinin normalleşmesine katkıda bulunabilir çünkü her iki ülke de Moskova ile ekonomik ve siyasi ilişkilerini sürdürüyor.

Bu temeller doğrultusunda, Bar-Ilan Üniversitesi’ne bağlı Begin-Sadat Stratejik Araştırmalar Merkezi’nden uzmanlar, önümüzdeki yıllarda Azerbaycan-ABD-İsrail üçlü iş birliğini geliştirmek için İsrail hükümetine bir dizi öneri sundu.

Öncelikle İsrail, ABD’de Azerbaycan’ın çıkarlarını savunmalı, özellikle de Ermeni lobisinin etkisini dengelemelidir. Amerikalı Yahudiler, bu Müslüman ülkenin İsrail’in bölgesel güvenlik mimarisindeki kritik rolünü fark etmelidir. Aralık 2024’te Amerikan İsrail Halkla İlişkiler Komitesi (AIPAC) liderliği tarafından yapılan değerlendirmeye göre, Azerbaycan’ın uzun yıllardır İsrail’e sağladığı destek, ABD tarafından yeterince takdir edilmemiştir.

Ayrıca, ABD Kongresi 1992’den beri Özgürlük Destek Yasası’nın 907. Maddesi’ni yürürlükte tutmaktadır. Bu madde, Azerbaycan’ı Amerikan yardımından faydalanma konusunda diğer eski Sovyet cumhuriyetlerine kıyasla dezavantajlı bir konuma getirmektedir. 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından Bush yönetimi, Azerbaycan ile güvenlik iş birliğinin gerekliliği nedeniyle bu düzenlemenin geçici olarak askıya alınmasını sağlamıştı. Ancak, bugüne kadar bu yasal kısıtlama ABD-Azerbaycan ilişkilerinin daha da gelişmesinin önünde bir engel teşkil etmeye devam ediyor. Bu nedenle İsrail yönetimi, söz konusu yasanın tamamen yürürlükten kaldırılması için baskı yapmalıdır.

İsrailliler, Azerbaycan’ın İbrahim Anlaşmaları’na (Abraham Accords) dahil edilmesi gerektiğini düşünüyor. 2020’de bu anlaşmaları imzalayan Müslüman ülkeler, ABD’nin silah tedarik onayı almış ve Washington tarafından kurulan Abraham Fonu’ndan yatırımlar elde etmişti. Uzmanlar, İsrail’i yeni tanıyan ülkeler önemli ayrıcalıklar kazanırken, İsrail’in bölgesel güvenliğinde 20 yılı aşkın süredir kilit bir rol oynayan Azerbaycan’ın hâlâ ABD yaptırımlarına tabi olmasının mantıksız olduğunu belirtiyor.

Azerbaycan’ın İsrail ile sahip olduğu benzersiz iş birliği modeli, Orta Doğu, Asya ve Afrika’daki diğer ülkelere de genişletilebilir. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı ve Ekonomi Bakanlığı yetkilileri, Friedman Center for Peace through Strength ve Abraham Fonu’na danışmanlık yaparak enerji, tarım ve sağlık sektörlerinde yeni bölgesel projelerin hayata geçirilmesini sağlayabilir.

Bu bağlamda kritik bir faktör, İbrahim Anlaşmaları’nın öncülerinden ve ana katılımcılarından biri olan Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE), Azerbaycan’ın Arap dünyasındaki en önemli ortağı olmasıdır. 2023-2024 yıllarında yatırım hacmi ve üst düzey devlet ziyaretlerinin sıklığı açısından BAE, Bakü’nün en büyük müttefiklerinden biri haline gelmiştir.

Bir diğer önemli konu, Azerbaycan’ın ABD-İsrail ortaklığında, yatırım ve teknoloji alanında Fas ile yürütülen üçlü iş birliği modeline dahil edilmesidir. Bu model; savunma, yapay zeka ve siber güvenlik gibi alanları kapsayabilir.

İsrailliler, Azerbaycan’ın Gazze Şeridi’nin yeniden inşasında önemli bir rol oynayabileceğini düşünüyor. Başkan Trump, Müslüman ülkelerin Gazze’nin yeniden yapılandırılmasına katılmasını açıkça dile getirmiştir. Washington, Azerbaycan’a bu projeye insani yardım temelinde katılması için bir teklif sunabilir. Özellikle enerji kaynaklarının yeniden yapılanma süreci için kritik olduğu göz önünde bulundurulduğunda, Bakü’nün projeye katkısı değerli olabilir. Ancak uzmanlar, Azerbaycan’ın bu sürece dahil olmasının ancak birkaç başka Müslüman ülkenin de projeye katılması durumunda mümkün olabileceğini vurguluyor.

Son olarak, Heydar Aliyev Vakfı’nın Fransa, Almanya, İtalya, Bulgaristan ve Vatikan’da onlarca dünya çapında kültürel, tarihi ve dini anıtı restore etmesine rağmen, Avrupa ülkelerinin bu katkıyı yeterince takdir etmediği belirtiliyor. Bu nedenle İsrail, Azerbaycan ile ortak bir kültürel fon oluşturulmasını savunabilir. Bu fon, Orta Doğu’daki üç büyük tek tanrılı dinin mirasını korumaya adanmış projeleri destekleyebilir.

Sonuç olarak, uzmanlar, önerdikleri girişimlerin Azerbaycan-İsrail-ABD ortaklığını güçlendireceğini, bölgesel iş birliğini genişleteceğini ve hem Kafkaslar hem de Orta Doğu’da istikrara katkı sağlayacağını vurguluyor.

Artem Kirpichenok – Caliber Az

0
joy
Joy
0
cong_
Cong.
0
loved
Loved
0
surprised
Surprised
0
unliked
Unliked
0
mad
Mad
Azerbaycan-İsrail-ABD: Kafkaslar ve Orta Doğu’da İstikrar İçin İttifak
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir